Adem ve Havva'nin Dünya'ya Gönderilisi
 

Adem ve Havva’nın Dünya’ya Gönderilişi

Abdurrahman Yördem

Ben diyeyim binlerce yıl, siz birkaç milyon yıl deyin, DÜNYA’da bir gün… Karalar, ormanlarla kaplı. Canlı hayvanlar, günlük yiyecekleri peşinde, bir taraftan da nesillerini devam ettirme çabasında. Şelaleler ve nehirler coşkulu. Okyanuslar, uçsuz bucaksız. Dalgalar yüksek. Balıklar, sanki birilerini bekliyor. Uçuşan kuşlar. Dünya! İNSAN eli değmemiş. Güneş! Isıtıyor, ışık veriyor. Henüz İNSAN üzerine doğmamış.

İşte O GÜN! gökyüzünde bir BULUT belirdi: GAMAM. Ancak bu bulut, her zamanki yağmur taşıyan bulutlara benzemiyor. Bulutun ardında büyük bir karaltı. Karaltının içinde Işıkımsı bazı görüntüler. Bulutun koyu renginden ardındaki şey seçilemiyor. Bulut, yeryüzüne doğru inmeye başladı. İnecek düzlük bir araziye doğru yöneldi. GAMAM ve ardındaki TUR, düzlüğe indi.

O güne kadar Dünya’da bitki ve hayvanlardan başka canlı yoktu. Bilinçli hiçbir varlık, Dünya’da konaklamamıştı. Bu gelenler kimdi? Bizim Uzaylılar mıydı? GAMAM (bulut) ve TUR (ardındaki araç), nereden geliyordu? Bu araçları kullananlar, kimlerdi? Bilinçli varlıklar mıydı? Dünya’ya neden geldiler? Amaçları neydi? Çünkü Dünya’da henüz insan bulunmamaktaydı.

Bulutun arasında bazı gölgeler belirdi. İki ayak üzerinde yürüyen insanı andıran varlıklar. Ancak insan olmadıkları belli. Kolları, ayakları, kafaları insan şeklinde. Üzerlerinde herhangi bir giysi bulunmamakta. Vücutları deri ile kaplı. Cinsiyetleri ile ilgili herhangi bir işaret bulunmamakta. Birbirlerine benzeyen varlıklar.

Buluttan ayrıldılar. Daha iyi görünmekteler. Çevreye bakındılar. Sonra buluta doğru döndüler. Bulutun ardında tekrar gölgeler belirdi. Bulutun dışına doğru çıkıyorlar. Aynı cins varlıklar. Yalnız aralarında iki kişi daha var: İKİ İNSAN! DÜNYA’YA İLK AYAK BASAN İNSANLAR. İki kişi… Çok belirgin. Biri “Erkek”, diğeri “Dişi”. ADEM ve HAVVA.

Diğer varlıklar, ADEM ve HAVVA’yı kollarından tutuyor ve buluttan düzlüğe doğru götürüyorlar. Onlarda herhangi bir tepki yok. Çıplaklar. Üzerlerinde cinsel organlarını örten büyükçe yapraklar bulunmakta. Şaşkınlıkla çevrelerine bakınıyorlar. Güneşe bakıyorlar. Gözleri güneşe bakamadı ve elleriyle gözlerinin önünü siper yaptılar. İlk kez böyle bir şey görüyorlar ve Güneş, ilk kez bir insana bakıyordu.

Vücutları ısındı. Elleri ile vücutlarını sıvazlıyorlar. İlk kez bu kadar ısınmışlardı. Karşılarında duran orman ve akan su, yabancıları değildi. Geldikleri gezegende buna benzer ortam vardı. Ancak bu sıcaklık neydi?. Bunun çaresi ne olacaktı? İç güdüleri ile akan nehre doğru koştular. Suya ellerini değdirdiklerinde ellerini çektiler. Bu da neydi!? Su, soğuktu. Sıcak ve soğuk! Nasıl bir yere geldiler? Tanımadıkları, alışmadıkları bir ortam…

ADEM ve eşinin Dünya’da ilk yaşadıkları olay, sıcak ve soğuğu tanımak oldu. Bulut ve arkasındaki taşıt ile onları Dünya’ya getiren “MELEK”ler, onları bıraktılar. Daha sonra tekrar ziyaret edeceklerini söyleyerek oradan ayrıldılar. Yalnız kaldılar. Ne yapacaklardı bilmiyorlardı.

Bazı ufak hayvanlar, önlerinden koşarak geçti. Korktular… İlk defa böyle bir duygu ile karşı karşıya kaldılar. Şaşırdılar. Bu ara Güneş, ağaçların arkasına doğru hareketlenmişti. Akşama yaklaşıyorlardı. Gölgeyi tanıdılar. Hava serinlemişti. Bunlar hep ilk oluyordu. Daha önce böyle şeyler yaşamamışlardı. Karınlarının acıktığını hissetiler. Ormana doğru yürüdüler. İyice üşümeye başladılar. Bir taraftan açlık, diğer taraftan Güneş’in batmaya başlaması.

Neyse… Tanıdıkları bir şeye rastladılar. Bu, bir meyve ağacı idi. Daha önce yediklerine benzer meyvesi vardı. Ağaçtan kopardılar. Evet, daha önce yediklerinin tadına benziyordu. Açlık hisleri kaybolmuştu. Ancak üşüyorlardı. Ormanlık içinde bir kayalık gördüler. Ayrıca geniş yapraklı bir bitkiye de rastladılar. Yapraklarını kopardılar vücutlarının açık olan kısımlarına da bu yaprakları yerleştirdiler.

Akşam karanlığı başladı. Kayaların alt kısmında bulunan boşluğa doğru girdiler. Otların üzerine uzandılar. Kendilerini nispeten soğuğa karşı ve yabancı canlılardan korumaya almış oldular. Üşüyorlardı. Isınmak için birbirlerine sarıldılar. Bu, çok farklı bir duygu idi!

İŞTE DÜNYADA İNSANLIK SERÜVENİ, BU ŞEKİLDE BAŞLADI.

Abdurrahman Yördem,
Nisan 2020.

Abdurrahman Yördem'in Diğer Yazıları ❯





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: abdurrahman yördem, 12.04.2020, 14:12 (UTC):
insanlık tarihi çok eski. kuran-ı kerim de bir çok medeniyetin yok edildiği bildiriliyor. arkeolojik kazılarda da bir çok şehrin defalarca yıkıldığı ve yeniden kurulduğu tespit ediliyor. insanlık Hz. Ademle yerleşik düzeni kurdu. tarım yapmasını, ateş yakmasını, sıcak yemek yapmasını daha o zamanlar biliyordu. onları dünyaya getiren elçi/melekler bunları onlara öğretmişti. mağara insanlarına gelince; Hz. Adem'in bir çocuğu diğerini öldürmüştü biliyoruz. işte o çocuğu toplumdan uzaklaştırıldı. o ve ondan sonra gelen nesil avcı topluluğunu oluşturdu. dünyanın değişik yerlerine dağıldılar. göçebe hayat yaşadılar. bunlardan bazıları bugün Afrikada benzeri olan medeniyetten uzak toplulukları oluşturdu.

Yorumu gönderen: Mahlas, 12.04.2020, 13:08 (UTC):
Abdurrahman hocam, yakın bir zamanda okuduğum bir haber vardı. .. Bu haberde Adem ile Havvadan çok yıllar öncesine dayanan insan fosilleri bulunmuştu... Daha sonrasında araştırma yaptım ve bir kaç haber kaynağında daha rastladım bu bilgiye siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Hatta yanlış hatırlamıyorsam şöyle bir bilgi paylaşılıyordu... Adem medeni insan topluluğunun başlangıcıy mış ve Adem' den sonra gelen medeni topluluklara o yüzden Adem oğulları denmiş. .. Baya kafam karışmıştı açıkçası... Selam ve dua ile



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
📊 19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 52985535 ziyaretçi (134760316 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)

gizli, gizli ilim, ilim, gizli ilimler