Dijital Sehirler Cagi ve Robotlar Sehri Neom
 
dijital şehir

Dijital Şehirler Çağı ve Robotlar Şehri Neom

Hazırlayan: Akhenaton

Akıllı Şehirler

Mevcut literatüre ve uygulamalara bakıldığında, “Akıllı Kent” ya da “Akıllı Şehir” konusunda çok farklı tanımlamalar ve buna bağlı olarak da farklı uygulamalar görülmektedir. Ancak, bu konuda standart bir tanımlama olmasa da, bu ifadeden kentlerin kaynaklarını daha etkin kullanmaları ve kent sakinlerine daha iyi hizmet sunmalarını sağlayan bir “modernleşme” çabasını anlamalıyız.[1]

Asya ve Kuzey Amerika yüksek teknolojili şehirleri sıfırdan kurmaya başlamış olsa da Avrupa ülkeleri mevcut yönetim ortamına ve kamusal yapıya dijital ürünleri ve süreçleri entegre etmeye yönelik bir yaklaşım izliyor. Amsterdam, Kopenhag ve Viyana akıllı şehir stratejilerini uzun zaman önce oluşturdu. Diğer taraftan Almanya ve Avrupalı bazı komşularında sakinlerinin hayatını daha kolay, güvenli ve enerji verimli kılan bir şehir kurgulamaya dair vizyon genellikle şehirler, araştırmacılar ve şirketler tarafından özgün projeler, inisiyatifler ve birlikler üzerinden yürütülüyor.

Fraunhofer Institute for Open Communication Systems (FOKUS) direktörü ve Berlin Akıllı Şehirler Ağı sözcüsü Prof. Ina Schieferdecker, “TEK bir akıllı şehir diye bir şey yok. Her şehrin kendine has güçlü yanları ve odak noktaları vardır” diyor ve ekliyor; “Her şehir, akıllı şehir çözümlerine farklı bir açıdan yaklaşmalı ve bunları en hızlı, en kolay ve en acil ya da en kullanıcıya dönük biçimde hayata geçirmelidir.”

Paranın (neredeyse) söz konusu edilmediği Neom gibi devasa projelerin dışında birçok şehirde yaklaşım belirli aşamalara bölünür. Schieferdecker, “Berlin’de birçok harika çözüm var ancak bunların çoğu küçük ölçekli. Berlin’de 130’dan fazla paydaşı barındıran ve içlerinde özel sektörden, akademiden ve kamudan oyuncuların yer aldığı son derece aktif bir akıllı şehirler ağı var. Berlin gibi bir şehirde büyük sorunlar büyük çözümleri de beraberinde getirebiliyor” diyor.

Schieferdecker’e göre akıllı şehirler konseptini bir süreç olarak değerlendirmek gerekli. Bu sürecin ilk adımı akıllı şehirlere yönelik bir farkındalık oluşturmak ve ardından şehirdeki temel eksiklikleri belirlemek. Bir sonraki adımda tekil, silo yapısındaki çözümlerden kurtulup sistematik bir çözüme yönelmek gerekiyor. Diğer bir deyişle kamusal BT sistemleri isteyen herkes sürece bir şekilde dahil olduğu bir kurgu ile gelişmeli. Schieferdecker, “Büyük şirketlerin tamamı çok uzun bir süre öncesinde akıllı şehirlerin ne kadar önemli bir pazar olduğunun farkına vardı ve portföylerinde en az bir akıllı şehirler çözümüne yer vermeye başladı. Birçok şirket akıllı şehirler yaklaşımını araştırma birimlerinden çıkarıp iş birimlerine geçirdiler. Artık bu kârlı bir iş alanı. Tam da bu nedenden dolayı açık bir arayüz kurgulanması gerekiyor” diyor.[2]

flippy robot
Caliburger burger şirketinin Miso Robotics ile ortak çalışmasıyla ürettiği hamburger şefi robot.

Robotik Kültür ve Turizm

Robotlar, dünya genelinde son derece hızlı bir şekilde yaygınlaşmaktadırlar. Hatta yavaş yavaş insanların meslek alanlarına girmeye başlayan robot örnekleri vermek de mümkündür.

Örneğin; Caliburger isimli bir burger şirketi, Miso Robotics şirketi ile yaptığı ortak çalışma sonucu, Flippy Robot adını verdikleri robotik kolları mutfak bölümüne entegre ederek yemek hazırlatan hamburger şefi robot ürettiler. Restoranların yiyecek kalitesini ve güvenliğini geliştirmesine yardımcı olmak ve işleri kolaylaştırmak amacıyla kullanılan bu robotun iki sene gibi bir sürede Kaliforniya’da 50 Caliburger restoranında çalışmaya başlamış olacağı belirtilmektedir.

Ayrıca engelliler için robot ve avatar robot kullanımı günlük hayatlarını kolaylaştıracağı ve turizmde seyahatlerini kolaylaştıracağı düşünülmektedir.

Otellerde kullanılan robotlar daha çok sosyal robotlar grubuna dahildir ve hizmet robotlarıdır. Bilgi sunarak, hastane ve otel ortamlarında yardım ederek insanlara hizmet etme gibi sosyal ve pratik hedefler, robotların gerçek dünyaya kademeli olarak entegrasyonunu kolaylaştırmak için kullanılmaktadırlar. Birçok turistik tesis işletmesi bu alanda yatırım yapmaktadır. Çağı yakalamaya çalışan ve teknolojik yenilikleri takip eden işletmelerden bazılarına aşağıda yer verilmektedir:

  1. Atlanta merkezli InterContinental otel grubu Dash ismini verdikleri benzer bir robot çalışanı Crown Plaza San Jose-Silicon Valley otelinde 2015 yılında hizmete sunmuştur.
  2. Starwood Aloft Oteli otel misafirlerine konfor sağlamak ve yardımcı olabilmek için robot kâhya Boltr’u görevlendirmiştir.
  3. Royal Caribbean Oteli Biyonik Bar bölümünde robotlardan oluşan garson timi kurmuştur.
  4. Singapur robotik bir sanal ajan olan SARA’yı (Singapur Otomatik Yanıtlama Asistanı) turistlere bilgi ve yardım sunma konusunda test etmiştir. SARA, bir GPS entegre modülü kullanarak bir turistin yerini tespit eder ve gerçek zamanlı yardım ve yeniden yönlendirme hizmeti sağlayabilen robotiklerden biridir.
  5. Sanbot, Çin havaalanlarında turistlere uçuş bilgilerini sunmakta ve yolcuları gitmeleri gereken tarafa yöneltmektedir. Dolayısıyla yer hostesi görevinin bir kısmını kendi başına tamamlamaktadır.
  6. Softbank Robotics’in geliştirdiği duygusal robot Pepper ise, hastane ve restoran gibi alanlarda insanlığa yardımcı olmak için geliştirilmiştir.
  7. Japonya’da 2015 yılında robot çalışanların yer aldığı Hen-na Hotel isimli bir otel Nagasaki’de faaliyete girmiştir. Hen-na Hotel, resepsiyonda normal bir kadın görünümündeki Android servis robotuyla karşılamakta, basit sorulara cevap vererek otele nasıl giriş yapılacağını anlatmaktadır. Yüzünden gülümsemesi de eksik olmayan bu robot resepsiyonistin pratikte herhangi bir insan çalışandan pek bir farkı bulunmamaktadır. Otelin tüm çalışanları robot olmakla birlikte, insan çalışana sahip tek bölümü ise güvenlik kısmıdır. Çalışanların robotlar olduğu bu otelde, insanlar hata kontrolü yapan yönetici konumunda bulunmaktadır.
  8. Hilton işletmeleri ise robotik konsierj için IBM ile birlikte çalışmaktadır. Bununla birlikte, günümüzdeki hizmet sunum teknolojileri, yüz tanıma teknolojileri, video görüntüleri, ses ve dokunmatik algılayıcılar sayesinde robotlar, müşterilerle etkileşim ve iletişim kurabilmekte, onları eğlendirebilmekte, kısaca onları müşterilere daha yakın ve dostça hale getirebilmektedir.
  9. Junko Chihira isimli robot, Toshiba tarafından üretilen bu ultra gerçekçi android robot, Tokyo’daki bir turizm enformasyon merkezinde tam zamanlı çalışıyor, müşterileri selamlayabiliyor, güncel olaylarla ilgili ziyaretçileri bilgilendirebiliyor, Japonca, Çince, İngilizce, Almanca ve hatta işaret dili konuşabiliyor.
  10. 2017 yılında da Savioke Relay isimli robot, katlara çıkarak müşterilerin istedikleri eşyaları getirip- götürme işlemine yardımcı olmaktadır.

ib, watson

İnsansı robot uygulamalarından farklı olarak; ProPILOT Park Ryokan oteli, kendi kendine gidebilen eşyalarla örneğin; kendi yerini bulabilen terlikler, minder, masa ve kumanda ile donatılmıştır. Akıllı seyahat platformu WayBlazer ise, IBM’in Watson yapay zekâ yazılımıyla çalışarak turizm endüstrisi için bir uygulama yaratmıştır. Uygulama kişilerin verilerine göre seyahat önerileri yapabilmektedir.

Elbette ki birçok işi aynı anda yapabilen, problemleri çözebilen ve umduğumuzdan daha iyi tercüme yapabilen robotlar ve yazılımlar müşteri hizmeti unsurlarının vazgeçilmezlerinden birinden yoksundur: kişisel dokunuş. Şu anda robotlar, duygu gibi gerçek insan nitelikleri sergileme kapasitesine yeterince sahip değildirler ve robot oldukları kolaylıkla fark edilebilmektedir. Bir başka örnekle açıklamak gerekirse, örneğin birinci nesil robot şeflerin hazırlayacağı bir yemek, gıda güvenliği konusunda tüketiciler tarafından birtakım endişelerle karşılanabilir. Ancak yakın bir gelecekte bu robotların insansı bir görünüşe sahip olabileceği ve insana özgü duygusal tepkiler ve cevaplar verebileceği beklenmektedir.

Şu ana kadar yapılmış olan robotlar içerisinde insan görünümüne oldukça benzer görünüme sahip robotlar da mevcuttur. Örneğin GeminoidDK isimli robotun uzaktan insan mı yoksa bir robot mu olduğunu ayırt etmek pek de mümkün olmamaktadır. Google’ye ait yapay zekâ şirketi DeepMind tarafından gerçekleştirilen yeni bir çalışmayla, yapay zekalara hayal gücü eklendiği, bu yenilikle yapay zeka sistemlerinin, yaptıkları hareketleri üzerine düşünebilmeleri ve muhakeme yeteneği kazanmaları anlamına geldiği belirtilmektedir. Bu da demek oluyor ki robotların yapay zekâ uygulamalarının derin öğrenme sayesinde insan beynine benzer bir şekilde öğrenme özellikleri mümkün.

Yakın bir zamanda Suudi Arabistan’da vatandaşlık verilen ilk robot olan, şu ana kadar insan görünümüne en çok benzeyen robotlar arasında yer alan, söylenenleri anlayan ve cevap verebilen robot Sophia, bu teknolojik gelişmelerin çok da uzak olmadığını göstermektedir.[3]

Yapay Zeka Stratejileri

“Big data” (büyük veri) ve “yapay zekâ” kavramları, son dönemlerde günlük yaşantının ayrılmaz parçaları olmuştur. Örneğin, Amazon şirketinin kasiyersiz marketleri, ünlü mağazaların yapay zekâ satış danışmanları, yapay zekâ avukatlar, yargıçlar, cerrahlar, TV sunucuları ve son olarak yapay zekâ öğretim üyesi gibi örneklerle karşılaşılmaya başlanmıştır.

Son dönemlerde birçok ülke yapay zekâ teknolojileri ile çalışmalar yaparak bu yeni teknolojiyi ulusal konu olarak tartışmaya başlamıştır. Bu amaçla, Kanada, Çin, Danimarka, AB Komisyonu, Finlandiya, Fransa, Hindistan, İtalya, Japonya, Meksika, Singapur, Güney Kore, İsveç, Tayvan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Birleşik Krallık gibi ülkeler, yapay zekâ stratejilerini açıklamış ve ülkelerindeki kamu-özel sektör kuruluşlarının bu teknolojiye uyumu konusunda çalışmalar gerçekleştirmeye başlamışlardır.

Bu stratejilerden bazıları, ülkelerdeki muhasebe ve finans sektörüyle ilgilidir. Bu bağlamda, ülkelerin muhasebe ve finans alanlarında yapay zekâ kullanımına yönelik birtakım düzenlemeler geliştirdiğini söylemek mümkündür.

Türkiye, henüz Endüstri 4.0 olgusunun tam olarak yaşandığı bir ülke konumunda değildir. Türkiye’deki işletmelerin şu anda Endüstri 2.0 (elektrik enerjisine dayalı üretim) ya da Endüstri 3.0 (üretimde bilgi ve teknoloji kullanımı) olduğu ifade edilmektedir. Dolayısıyla, üretimde dijitalleşme olmadan işletmelerin kullandığı muhasebe sistemlerinde bir dijitalleşmeden bahsetmek mümkün olmamaktadır.[4]

Birleşik Arap Emirlikleri

Birleşik Arap Emirlikleri, yapay zeka teknolojilerini etkili şekilde kullanmak için dünyanın ilk yapay zeka üniversitesini Eylül 2020’de açacağını duyurmuştur. Birleşik Arap Emirlikleri, 2017 yılında kabinesinde yeni bir pozisyon oluşturarak, dünyanın ilk ’Yapay Zekadan Sorumlu Bakanı’nı göreve başlatmıştır.[5]

Birleşik Arap Emirlikleri;

  1. 2021’de kâğıtla yapılan tüm işlemleri dijitalleştirmeyi,
  2. 2030’da tüm Emirlikteki ulaşım ağının yüzde 25’ini otonom olarak gerçekleştirmeyi,
  3. 2050’de üretilen enerjinin yüzde 75’ini temiz kaynaklardan elde etmeyi
  4. 2117 yılında Mars’ta kolonileşmeyi

hedeflemektedir.[6]

Omar Bin Sultan Al Olama
Dünyanın ilk Yapay Zeka Bakanı, Omar Bin Sultan Al Olama

Dubai

Dubai, 2030 yılına kadar alışveriş merkezleri ve turistik bölgelerdeki polislerin dörtte biri robot hedeflenmektedir. Robot polisler, yüz tanıma özelliğinin yanı sıra 6 dil konuşabilmektedir.[6]

Estonya

  1. Avrupa Birliği’nin dijitalleşme üssü Estonya için “e-Stonia” da denilmektedir.
  2. Kişi başı bilgisayar kullanımında ilk sıralarda olup, e-devlet sisteminde öncü ülke.
  3. Dünyada bir ilk olarak, e-vatandaşlık, e-ikamet hizmetini hayata geçirmiştir.
  4. Estonya iş yapma kolaylığı endeksinde, 12./190 sıradadır.
  5. Kamu hizmetlerinin yüzde 99’u internet ortamında gerçekleştirilebiliyor.
  6. OECD’nin, “Geleceğin Bilim Adamları Nereden” listesinde Almanya’dan sonra ikinci sırada
  7. İlk “dijital büyükelçiliği” 1 Ocak’ta Lüksemburg’da açılacak.
  8. Yakın zamanda “Estcoint” dijital para birimine geçilecek.[6]
robot sophia
Vatandaşlık verilen ilk robot: Sophia

Suudi Arabistan ve Robot Sophia

Suudi Arabistan’ın Riyad kenti 27 Ekim 2017 tarihinde Gelecek Yatırım Toplantısına (Future Investment Initiative) ev sahipliği yaptı. Toplantının katılımcılarından Sophia konuşmasını bitirdiğinde kürsüden alkışlarla ayrılmak üzereydi ki kendisine Suudi Arabistan vatandaşlığı verildiği haberini aldı. Alınan bu kararla dünyada bir ilke imza atılmıştı.

Tüm dünya için şok edici bir haberdi bu; çünkü Sophia, bir robottu.[6][7] Sophia, diğer Suudi Arabistanlı kadınlar gibi çarşaf giymiyor ve yanında kendisine refakat eden bir erkek olmadan sokağa çıkabiliyordu.[8]

Robot sözü ilk kez Çek yazar Karel Çapek tarafından 1920 yılında kullanıldı. Özü itibariyle “köle” anlamına geliyordu. Bu haberle bir kölenin özgürlüğüne kavuştuğunu mu anlamalıyız? Robot, çekiç gibi tornavida gibi bir alet değil midir? Öyleyse tornavidalar da mı köledir? Elbette hayır. Kölelik, hukukun tanımladığı bir müessesedir. Köle ile kastedilen haklarından yoksunlaştırılıp mal haline getirilen insandır. Bu durumda robotlar köle değildir.

Türk dil kurumu robot kavramını “Belirli bir işi yerine getirmek için manyetizma ile kendisine çeşitli işler yaptırılabilen otomatik araç” olarak açıklar. 2008 yılı Güney Kore’de yürürlüğe giren “Akıllı Robot Gelişim ve Dağıtım Yasası” ise akıllı robot ile dış çevreyi kendisi için algılayan, koşulları kavrayan ve kendiliğinden hareket eden mekanik cihazı kastetmektedir.

Hareket ile kastedilen bir yerden bir yere kendi başına gidebilmekse Sophia vatandaş olduğu sırada robot değildi. Sophia’nın 2018 Ocak aynıdan beri kendi başına bir yere gitmesini sağlayan bacakları var.[7]

robot sophia

Hanson Robotics tarafından geliştirilen Robot Sophia şaşırtıcı derecede insana benzemesiyle tüm dikkatleri üzerine çekmektedir. Günümüzde adını en sık duyduğumuz robotlardan birisidir. Sophia insanların ona dediklerini anlamakla kalmamakta, onlara yanıt verebilmekte ve tıpkı bir insan gibi sohbet edebilmektedir. İnsanların mimiklerini, hareketlerini ve konuşmalarını taklit edebilmesiyle de diğer tüm yapay zekalardan ayrılmaktadır.

Teknolojik gelişmelere ayak uydurmanın sağlayacağı kolaylıkların yanında çeşitli maliyetleri de beraberinde getirmesi çok olağandır. Bunlardan belli başlı olanları edinme maliyetleri kurulum maliyetleri, bakım masrafları, yazılım güncelleme maliyetleri, robot hareketliliğini kolaylaştırmak için bina uyarlama maliyetleri, kiralama/leasing masrafları, robot/kiosk/chatbotları çalıştırmak ve bakımını yapmak için uzmanları işe alma maliyetleri ya da daha da ileri nesil yapay zeka, robot ve otomasyonlar için diğer robotları onaracak olan robotların maliyetleri söz konusudur. [9]

Sophia vatandaş ilan edildiğinde sadece kolları ve kafasını hareket ettirebiliyordu. Robotun bulunduğu yerde gövde ve kollarını hareket ettirebilmesi ve çevresindeki nesneleri hareket ettirebilmesi robot olarak tanımlanması için yeterli görülmelidir. Öyleyse robot; çevreyi algılama yetisine sahip, hareket edebilen, elektromekanik cihazdır denilebilir.

Somut bir varlık olması nedeniyle robotun ne olduğunu kavrayabilmek yapay zekâ kavramını kavrayabilmekten daha kolaydır. Fakat robot denilen aracın işlevsellik kazanabilmesi için bir tür zekâ gerekir. Eğer robotu doğrudan bir insan idare ediyorsa mevzu bahis bu insanın zekâsıdır. Yok, eğer robot önceden belirlenmiş kurallar çerçevesinde bulunduğu çevre ve hedeflenen göreve uygun şekilde “kendiliğinden” hareket ediyorsa, yapay zekâdan bahsediyoruzdur. İşte bu yapay zekâ aslında bir bilgisayar kodudur.

Tıpkı bir müzikal eser gibi belli esaslar çerçevesinde yazılır. Müziğin notayla yazılması gibi, yapay zekâ “binary code” diye anılan 1 ve 0 rakamlarıyla yazılır. O halde nasıl bir eser farklı sazlarla icra edilebiliyorsa, bu bilgisayar kodları da farklı aletlere uygulanabilir. Bu durumda robot, yapay zekâ için sadece bir enstrümandan ibarettir.

Aslında şu an etrafımızda yapay zekâ ile çalışan çok sayıda alet mevcut. Sosyal medyada önümüze çıkan reklamları kullanıcının ilgi alanına göre yönlendiren algoritmalar, uçakların otomatik pilotu ve kendi başına hareket eden otomobiller yapay zekâya örnek olarak gösterilebilir. Fakat bu saydıklarımızın hepsi “weak AI” yani zayıf yapay zekâ olarak anılan ve sadece belirli bir amaca hizmet eden programlardır. Hava basıncı, nem ve rüzgâr şiddetini ölçerek hava tahmini yapan bir makinenin size hava tahmini dışında yardımcı olamayacağı gibi zayıf yapay zekâ da sadece programlandığı meseleyle sınırlı kalacaktır.

Bununla beraber zayıf yapay zekâ, ilgili olduğu alan üzerinde kendi kendini eğiterek kabiliyetini arttırabilir. Örneğin, AlphaGo adlı programın tek amacı go oynamaktır. Bu program, önceden oynanmış oyunları inceleyerek ve sayısız oyun senaryosu üzerinde çalışarak becerisini geliştirebilmiş ve dünya go şampiyonu Lee Sedol’u yenmiştir.

Denilebilir ki; bu robotlar zeki olabilir ama ruhsuzdur, şiir yazamaz, senfoni besteleyemez. Ama artık müzik de yapabiliyorlar. Örneğin, Avia adlı bir yapay zekâ programı senfoni besteleyebiliyor. Fakat avia beste haricinde başka bir iş yapamıyor, onun dünyası müzikten ibaret. Gerçi avia’nın müzikten keyif alıp almadığı tartışmalıdır. Zira avia incelediği çok sayıda eserden yola çıkarak yeni eserler üretebilen bir bilgisayar programıdır.

Şimdiye kadar anlatılanlar göz önünde bulundurulursa robot (donanım/hardware) eşya, yapay zekâ (yazılım/software) ise eserdir. Öyleyse Sophia neden ve nasıl vatandaş olabilir? Bu vatandaşlık sayesinde Sophia ne tür haklar elde eder? Bir robot hak sahibi olabilir mi?

Neden ve nasıl sorularının cevabı Suudi Arabistan’ın geçirdiği reform süreciyle alakalıdır. Veliaht Prens Muhammed bin Salman’ın ülkesini modernize ettiği sırada özel bir fermanla bahşedilen bu vatandaşlık, Suudi Arabistan’ın modern dünyaya bırakın ayak uydurmayı öncülük etme arzusunda olduğunu göstermektedir. Bu iddialı bir tespit gibi görülebilir ama bir robotu vatandaş yapmak da oldukça iddialı bir adımdır. Nitekim vatandaşlık haberinin verildiği toplantının amacı teknolojik yatırımları Suudi Arabistan’a çekmekti.

Verilen vatandaşlığın iddialı bir reklam kampanyası olduğu düşünülürse Sophia’nın esasen bir hak elde etmediği de anlaşılacaktır. Sophia “vatandaş” olsa da halen Hanson Robotics Limited8 şirketinin malıdır. Yurtdışı seyahatlerini pasaportla değil bir kutu içerisinde kargo bölümünde yapmaktadır. Geriye kalan tek soru, bir robot, hak sahibi olabilir mi? Hak sahibine kişi denir, peki robot, “kişi” midir? Bu soruyu cevaplayabilmek için öncelikle “kişi” kavramını, bu statünün kimlere neden verildiği ve ne fayda sağladığını tartışmamız gerekir.[7]

Robotlar Şehri Neom

Neom (NEOM; Arapça: نيوم, Niyom), Suudi Arabistan’ın Tebuk Bölgesi’nde planlanan 500 Milyar dolarlık dünyanın ilk robot şehridir. Proje, ilk olarak 24 Ekim 2017 tarihinde Prens Muhammed bin Selman tarafından açıklanmıştır.[6][10]

Suudi Arabistan’ın Ürdün ve Mısır sınırında kurulacak olan ticaret ve yatırım merkezi olan NEOM (İngilizce New ve Arapça’daki Müstakbel kelimelerinden türetilmiş) kenti dikkat çekiyor. [11]

Sözcük anlamının ötesinde Neom’un Suudi Arabistan’ın 2030 vizyonundan doğduğu kabul edilmektedir. Suudi Veliaht Prens Selman liderliğinde hazırlanan Vizyon 2030, 25 Nisan 2016 tarihinde Suudi Bakanlar Kurulunda onaylanarak kamuoyuyla paylaşılmıştır Vizyon 2030, petrol fiyatlarının düşmesiyle 2014’den itibaren bütçesi sürekli açık veren ve döviz rezervleri hızla azalan, işsizlik ve iç huzursuzluğu artan3 Suudi devletinin ve ekonomisinin dönüşümüne odaklanarak üç sütün üzerine inşa edilmiştir.

Birinci sütun, “Suudi Arabistan’ın İslam ve Arap dünyasının kalbi” şeklindeki statüsünün korunması ve geliştirilmesidir. İkinci sütun Suudi Arabistan’ın küresel yatırım güç merkezine dönüştürülmesi, Suudi ekonomisinin canlandırılması ve çeşitlendirilmesi üzerine inşa edilmiştir. Üçüncü sütun ise Suudi Arabistan’ın jeopolitik konumunun dünya ticaretinin merkezine dönüştürülmesini kapsamaktadır.4 Vizyonun üç ana teması; enerjik bir toplum, gelişen ekonomi ve tutkulu bir millettir. 2030 vizyonu; Kamu Yatırım Fonu Programı, Mali Denge Programı ve Ulusal Dönüşüm Programı ile uzun dönemli ve ayrıntılı bir uygulama takvimine bağlanmıştır.[12]

neom

500 milyar dolarlık maliyetle kurulacak olan Neom, tarihin en pahalı yatırım projesi olarak kabul edilecek. Bu rakam, İran, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, İsrail ve diğer bölge ülkelerinin gayrisafi yurtiçi hasılalarından (GSYİH) daha yüksek.[13]

Neom, bu maliyetle tarihin en pahalı yatırım projesi olarak kabul ediliyor. Suudi Arabistan’ın teknolojiye ne kadar yatırım yaptığını ve öncelik verdiğini bu projeden anlayabiliriz. Çünkü NEOM, robot sayısının insan sayısından fazla olacağı iddia edilen dünyanın ilk kenti olacak.[11]

Neom’un ülkenin kuzeybatısında Kızıldeniz’e ve Suudi Arabistan’ın Mısır ve Ürdün ile paylaştığı sınırlara yakınlarında yer alması planlanmaktadır.[14][15] NEOM’un ilk bölümünün 2025 yılına kadar tamamlamayı hedeflenmektedir. Projenin tahmini maliyeti 500 milyar dolar olacağı düşünülmektedir.[16] Kadınların çarşaf giymesinin zorunlu olmayacağı bu mega kentte, gelecekte robotların sayısının insan sayısını aşması beklenmektedir.[8]

Projenin tamamen yenilenebilir enerji kaynaklarıyla desteklenmesi planlanmaktadır.[16] Şehrin toplam 26.500 km²’lik bir alanı kaplaması ve Kızıldeniz kıyısı boyunca 460 km uzanması planlanmaktadır.[10]

Neom’da bir gün gelecek, robotların sayısı insanların sayısın geçecek. Otomobiller kendi kendilerini sürecek, drone’lar ile teslimat yapılacak. Şehrin enerjisinin tamamı yenilenebilir enerjiden sağlanacak ve bu şehrin sakinleri ulaştırma, biyoteknoloji, BT ve medya alanlarında yarınların teknolojilerini geliştiriyor olacak. Suudi Arabistan, Kızıl Deniz kıyısında geleceğin şehrini inşa etmeye ve petrol sonrası dünyaya hazırlanıyor. Neom, yeni Babil olacak.[2] Bağımsız bir ekonomik bölge olarak işleyecek, kendine özgü yasaları, vergi sistemi ve mevzuatı olacak.[12]

NEOM, enerji, su, biyoteknoloji, gıda, yüksek sanayi alanlarına odaklanacak ve enerjisini güneş ve rüzgâr gücünden elde edecek. Neom’un enerjisi, sadece güneş ve rüzgar enerjileriyle tedarik edilecek. Dünya nüfusunun yüzde 70’i Neom’a maksimum 8 saat içinde ulaşım sağlayabilecek.[13]

Veliaht prens Selman’ın açıklamalarına göre, Suudi Arabistan “daha önce olduğu yere, tüm dinlere ve dünyaya açık bir “ılımlı İslam” ülkesine dönecek, gelecek 30 yıl yıkıcı fikirlerle uğraşılarak harcanmayacak, çok yakında aşırıcılığa son verilecek, Suudi Arabistan ılımlı İslam öğretileri ve prensiplerini temsil edecek”.

Neom şehri; ileri üretim ve eğlence dâhil çeşitli endüstri ve hizmet sektörlerine odaklanacak. Süveyş Kanalını da kullanan deniz ticaret yollarına yakın olacak Neom, tamamen yenilenebilir enerji üretip, tüketecek, kent yaşamında sadece rüzgâr ve güneş enerjilerinden faydalanacak, yüksek oranda robot kullanılacak. Projenin kapsamında dokuz ana konu yer alıyor:

  1. enerji ve su,
  2. ulaşım-hareketlilik,
  3. bio-teknoloji,
  4. gıda,
  5. ileri teknolojik üretim,
  6. medya,
  7. eğlence,
  8. teknolojik ve dijital bilimler,
  9. Neom temellerinde yaşam.[12]

Bugünlerde akıllı bir mega şehri sıfırdan inşa etmek özellikle Asya ve Arap dünyasındaki saygın ülkeler için bir öncelik haline gelmiş durumda: Abu Dabi’deki Masdar, Güney Kore’deki Songdo City, Çin’deki Nanhui bunlara birkaç örnek. Akıllı şehirler konsepti dünyanın dört bir yanına yayılıyor. Teknoloji devi Alphabet’in şirketi Sidewalk Labs, Kanada’nın Toronto şehrinde Quayside bölgesinde bir akıllı şehir çalışmasına hazırlanıyor. Bu projede de caddelerde otonom araçların seyrettiği, yerin altında çalışan robotların atıklarla ilgilendiği ve yerin üzerindeki robotların teslimatları yaptığı bir dünya kurgulanıyor. Milano’da yer alan ve 3.000 kişinin yaşaması için sıfırdan inşa edilen Milano4You bölgesi de iki temel bileşen üzerine kurgulanıyor: Ücretsiz enerji ve üst seviyede bir bağlantılılık.

“Dünyadaki en heyecan verici proje” olarak adlandırılan bu şehir, Ürdün ile Mısır sınırındaki bir bölgede inşa edilecek ve New York’dan 33 kat daha büyük bir alan kaplaması hedfeflenmektedir. Projenin sponsoru olan veliaht prens Muhammed Bin Salman bu devasa projeyi yönetmesi için Siemens’in eski CEO’su Klaus Kleinfeld’i göreve getirmiştir. İnşaatın ilk fazının 2025’te tamamlanmış olması planlanmaktadır.[2]

Neom’un yüzölçümü, 265.000 kilometre² olup, Katar, Bahreyn, Lübnan ve diğer küçük devletlerin yüzölçümünden daha büyüktür.[13] Resmi olarak üç ülkeyi kapsayan (Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün), üç kıta (Asya, Avrupa, Afrika) için köprü olacak Neom, Suudi Arabistan’ın kuzeybatısında Akabe Körfezi ve Kızıl Deniz kıyısı boyunca uzanacak, 450-500150-60 km.lik yerleşim olmayan boş alanları ve 50 adayı kapsayacak, 26.500 kilometre²lik bir alanda (İstanbul, Kocaeli, Bursa, Çanakkale’nin toplam yüzölçümüne eşit) yeni bir kent inşasıyla birlikte yürütülecek. Diğer taraftan dünya nüfusunun yüzde 70’i Neom’a sekiz saat içinde ulaşabilecek.

Projenin finansmanını başkanlığını Veliaht Prens Selman’ın yaptığı Suudi Kamu Yatırım Fonu (PIF) üstlenecektir. Fon, Suudi petrol şirketi Aramco’nun yüzde 5’ini satarak elde edilecek 100 milyar doları Neom için kullanmayı planlamaktadır. Ancak Aramco’nun, iddia edildiği gibi, iki trilyon dolar değerinde olmadığı ve satışın tamamlanmasının yıllar alabileceği öne sürülmektedir. Aramco’nun New York ve Londra borsalarında işlem görmesi için ABD Başkanı Trump ve İngiltere Başbakanı girişimlerde bulunmaktadır.

 Uluslararası yatırımcıların iştirakini sağlamak için 3500 uluslararası yatırımcı Suudi Arabistan’a davet edilmiş ve bilgilendirmiştir. Yatırımcıların Suudi Arabistan’ın sosyo-ekonomik ve siyasal dönüşümü ve projenin gerçekleştirebilirliği hakkında endişeleri öne çıkmaktadır. Bununla birlikte bazı yatırımcılar katılma niyeti beyan etmiştir.

Bu kapsamda Japon firmaları 25 milyar dolar yatırım planlamakta, Rus Kamu Doğrudan Yatırım Kurumu projeye olumlu yaklaşmaktadır. Suudi Arabistan’da Veliaht prens koordinasyonunda rakip prenslere karşı başlatılan “yolsuzluk” operasyonlarının bir amacının da, dönüşüme karşı olanları tasfiye ederken mal varlıklarına el koyup devlet elinde toplanacak milyarlarca doların Neom’a aktarılması olduğu iddia edilmektedir.[12]

Rusya’nın NEOM’daki rolü dikkat çekiyor. Rusya Doğrudan Yatırımlar Fonu (RFPİ), Rus ve uluslararası ortaklarla birlikte Suudi Arabistan’daki geleceğin kenti NEOM’un kuruluşunda yer alacak. Petrokimya, yenilenebilir enerji, ulaşım altyapısı, yapay zekâ teknolojisi vb. alanlarda Rusya ile işbirliği yapılacak.[11]

Neom projesi ABD, Mısır, Ürdün ve İsrail tarafından olumlu/temkinli olumlu karşılanmıştır. Nitekim Mısır’ın Akabe Körfezi çıkışındaki Tiran ve Sanafir adalarını 2016’da bir anlaşmayla Suudi Arabistan’a devrettiği iddia edilmektedir. İsrail kaynakları, projenin Sünni Arap ülkeleri ve İsrail’i birbirine bağlayacak geniş çaplı demir yolu ve liman ağının kurulmasını da içermesi gerektiğini açıklamıştır. Bu şekilde Suudi Arabistan ve diğer Sünni Arap ülkelerin katılımıyla “İran karşıtı blok” oluşturulması amaçlanmaktadır.

Suudi Arabistan’ın vizyon 2030 ve Neom projesinin gerçekleştirilmesinde ciddi endişeler vardır. Öncelikle Suudi Arabistan’da geçmiş dönemlerde kapsamı daha küçük olmakla birlikte benzer projelerin yarım kalması kötümser yaklaşımları desteklemektedir. Uluslararası yatırımcıların projeye katılımının Suudi Arabistan’da ciddi bir dönüşüm olacağına inanmalarını gerektirmesi diğer önemli bir engeldir. Suudi Arabistan’da son bir yılda demokratikleşme konusunda atılan adımlar ve ılımlı söylemler ümit vermekle birlikte henüz ikna edici olmaktan uzaktır. Ayrıca ulemanın ve tasfiye edilmesi gereken hanedan üyesi siyasi-askeri elitlerin (prenslerin) direncinin kırılması oldukça zor ve sancılı bir süreçtir. Son olarak Orta Doğu’da hızlı değişen siyasi, toplumsal ve güvenlik sorunlarının projenin uzun dönemli uygulama takvimine etkilerinin belirsizliği bir dezavantajdır. Ancak ABD desteği ile Mısır ve Ürdün’ün muhtaç durumları projenin gecikmelerle ve bazı değişikliklerle gerçekleşme olasılığını yükseltmektedir.[12]

yapay zeka

Robotlar Bizim İçin Bir Tehdit Mı? Dünyayı Ele Geçirip Bizi Yok Edecekler Mi?

Özellikle robot Sophia’dan sonra kafamızda robotlarla ilgili birtakım sorular oluşmaya başladı. Acaba gelecekte robotlar bizden yüzlerce kat güçlü olabilir mi? Bizi yok edebilirler mi? Bu soruların oluşma nedeni belki de Sophia’nın tıpkı bir insan formunda olması ve insanların mimiklerini çok benzer şekilde taklit edebilmesinden ileri gelmektedir. İnsanlar bir robotun bunları yapabildiğini görünce doğal olarak hayrete düştüler ve kaygılanmaya başladılar. Ancak Cem Say bu kaygıların tamamen yersiz olduğunu düşünmektedir.

Yapay zekalara bu özellikleri kodlayanların insanlar olduğunu ve insanlar onlara hangi özelliği kodlarsa o şekilde davranacaklarını savunmaktadır. Ayrıca Say yapay zekanın gelecekte işimizi kolaylaştıracağı, pek çok konuda bize yardım edeceği görüşündedir. Elon Musk ise Cem Say’ın düşündüğü gibi düşünmemekte ve gelecekte yapay zekanın yapabileceklerinden kaygılanmaktadır. Yapay zekanın ölümsüz bir diktatöre dönüşebileceği, insanoğlunun karşılaşacağı en büyük tehdit olacağı görüşündedir.

“Asla kaçamayacağımız ölümsüz bir diktatörü kendi ellerimiz ile yaratabiliriz” sözüyle görüşünü desteklemektedir.

Eğitim, “bireyin dünyaya geldiği ve yaşamını sürdürdüğü yerde başta kültürel değerler olmak üzere, tutum, beceri, duyarlılık ve olumlu davranışları kazanmasını içeren” bir süreçtir. Eğitim süreci ile kazanılan beceriler, bireyin hayat standartlarının gelişmesinin yanı sıra ülkelerin demokratik gelişimlerine ve küresel rekabet kapasitelerine de önemli katkılar sağlamaktadır. Günümüzün sosyal ve ekonomik koşullarında aktif rol oynayabilecek bireyler yetiştirebilmek, eğitim sistemlerinin uluslararası alanda rekabet edebilirliği ile doğrudan ilişkilendirilmesi, ülkeleri öğrencilerini eleştirel düşünebilen, sorumluluk sahibi, karar verme ve problem çözme becerileri yüksek bireyler olarak hayata hazırlamaya imkân sağlayan bir eğitim modeli arayışına itmektedir

Hayat şartlarındaki değişimlere bağlı olarak eğitilmiş insan sayısındaki niceliksel artışın beceri alanında kendini ispat etmiş niteliksel açıdan donanımlı bireylere olan ihtiyacı arttırması; iletişim alanında yaşanan gelişmeler ve bilgiye ulaşmada ortaya çıkan kaynak çeşitliliğinin bilgi okuryazarlığıyla ilgili bir takım beceri ve nitelikleri ön plana çıkarması; demokratik toplumlarda demokrasiyi yaşatabilmek için yapılan demokratik hak ve sorumlulukların uygulanabilme kaygısının, eleştirel, yaratıcı ve üretici düşünme gibi becerilerin ön plana çıkmasını sağlaması gibi sebepler becerilerin son dönemlerde eğitim-öğretim faaliyetleri içerisinde önem kazanmasının nedenleri arasında yer almaktadır.Belirtilen ifadeler gibi nedenlerden dolayı önem kazanan beceriler günümüz dünyasının gelişmiş öğretim programları içerisindeki yerini almıştır.

Öğretim programları “bireyi topluma, toplumu da bireye feda etmeyen, kişi hak ve hürriyetine saygılı, uzlaşmacı bireyler yetiştirmek üzerine” temellendirilmiştir. Bu anlayışla bireyin sahip olduğu tüm yeterlilikleri var olan potansiyeli ölçüsünde mümkün olduğu kadar geliştirmesine fırsat verecek; bireyin aklını ve duygularını sağlıklı şekilde işletebilmesi için gerekli olan bilgi, beceri ve anlayışı kazandırabilecek bir tasarım dikkate alınmıştır.

Her ülke kendi eğitim uygulamalarını ve yaklaşımlarını sürekli bir biçimde sorgulayarak yenilikleri ve değişimleri izlemek zorundadır. Bunu sorgularken daha çok bireyler için gerekli olan bilgi ve beceriler ile bunun nasıl aktarılacağı konuları üzerine odaklanılmalıdır. Bu bilgi ve beceriler, araştırma, bilgiyi kullanma, sorgulama, sorun çözme, eleştirel ve yaratıcı ve düşünme ile bilimsel ve teknolojik gelişmelere uyum sağlamayı kapsamaktadır.[17]

yapay zeka

Yapay Zeka, Din ve Apokaliptizm

Gelecek senaryoları Yahudi Hıristiyan kültüründe apokaliptizm olarak isimlendirilmiştir. Apokaliptik sözcüğü, Yunanca “Apokalypsis” kelimesinden gelmektedir. Terim anlamıyla ise, Yahudilik tarihinde, dünyanın sonuna ilişkin konuların üzerinde durularak, kıyamete dek olacak olayların dile getirildiği edebiyatı ve bu edebiyatın ortaya çıktığı süreci ifade eder.[18]

Hıristiyanlık, insanlık tarihinin erekbilimsel bir süreç olduğu inanışını aşılamıştır. Hıristiyanlık öncesi kadim Yahudilikte dünyanın sonunun yaklaştığı düşüncesinden bir eser görülmemektedir. Hıristiyanlar, tarihi erekbilimsel olarak düşünmek bakımından bunun her iki anlamda da bir sonu olduğu kanısındaydılar. Onlara göre tarihin bir amacı vardı ve bu gerçekleştiğinde dünya bir sona varacaktı.

Marx ve Francis Fukuyama gibi düşünürlerin düşüncelerini payandalayan “tarihin sonu” söylemini bu anlayıştan miras aldıklarını söylemek mümkündür. Onlar, bu anlayıştan mülhem olarak tarihi illa ki kaçınılmaz olmayan ama evrensel bir amaç güden bir amaç olarak görürler ve tüm bu anlayışların temelinde tarihin, olayların bir sebebi değil gayesi olarak anlaşılması düşüncesi vardır ve bu gaye de insanlığın kurtuluşudur. Bu düşünce, batı düşünüşüne Hıristiyanlıkla birlikte girmiştir ve o gün bugündür batı düşünüşünü biçimlendirmektedir.

İslam’daki dünyanın sonu ile ilgili inanç ve bilgilere de kısaca parantez açmakta fayda vardır. İslam’da “ahir zaman anlayışı” ile dünyanın sonunun çok yakın olduğuna dair bir anlayış vardır. Hatta Hz. Muhammed bunun işaret parmağı ile orta parmak arasındaki mesafe kadar yakın olduğunu söylemiştir. Ancak İslam’da bu tür haberlerle beraber sürekli olarak inananların bununla meşgul olmak yerine dünyanın sonunda yaşanacak ahiret hayatına ne hazırladıkları ile meşgul olmaları gerektiği salık verilmiştir. Bu vurgusuyla İslam dünyanın sonu için inananlarına tarihi bağlamda bir amaçlılık aşılayan Hıristiyanlıktan ayrılmaktadır. Yani İslam inancında ahir zaman inananların kendini hazırlaması gereken bir süreç olarak ortaya çıkar.

Kuran’da da Allah’ın dinine yardım etmek olarak görülen bu inanış, söylemlerde de “zaferle değil seferle sorumlu olmak” ve “gereğini yapıp gerisini Allah’a bırakmak” olarak ifadesini bulur. Bu anlamda İslam dininde Hıristiyanlıkta olduğu gibi bir apokaliptik dünyanın sonu anlayışı ortaya çıkmamıştır. İslam dünyanın sonunun mutlaka geleceğini bildiren, müntesiplerine bireysel düzeyde hazır bulunmayı öğütleyen bir din olarak karşımıza çıkar. Yapay zekâ arayışlarına temel teşkil eden dini söylemler Hıristiyan apokaliptizmine dayanır.

Yahudi ve Hıristiyan apokaliptizminde üç temel özellik vardır.

  1. Bu dünyaya yabancılaşma.
  2. Yenidünya cennetinin kurulması temennisi
  3. İnsanın saflaştırılmış bedenlerde yaşaması için dönüştürülmesi.

Bu dini beklentilerin farkında olan yapay zekâ programlayıcıları bedensel hayatın sınırlamaları ile hayal kırıklığına uğramış insanoğlunun akıllı makinelerin kendi yerini aldığı sanal dünyaya ve vücutlarını onlara terk etmeye hazır olduğunu savunur. Bilincini makinelere indirdikten sonra insanlar zihinsel yeteneklerini arttıracak ve sınırsız tekrarlanabilirlikleri sayesinde ölümsüzlüğü koruyacaklardır. Zira insanoğlunun en büyük rüyalarından biri – dini, bilimsel ve sanatsal dairede – insan ötesi yaşamın kurulması olmuştur.

Bilimsel alanda ise 17. yüzyıl servis yapan bebek tasarımlarının ve 18. yüzyıl Avrupa otomatlarını kapsayan uzun bir gelenek olduğunu söyleyebiliriz. Yapay zekânın yaşayan efsanesi Hans Moravec, ilk otonom kontrollü aracın tasarımını yaparken bu geleneğin devamı olarak bunu yapmıştır. Bunu yapan Moravec ve diğer yapay zekâ savunucuları, Batı kültürünün apokaliptik geleneklerinden asla uzak olmayan bilimsel bir harekete öncülük etmektedirler. Yahudi ve Hıristiyanlığın kıyamet gelenekleri, 20. yüzyılın robotçuluk ve yapay zekâ hakkındaki popüler bilim kitaplarında görülen bazı temel özellikleri paylaşmaktadır. Yahudi ve Hıristiyanlar, yabancılaşma ile karşılaştıklarında Tanrı’nın tarihteki müdahalesini hevesle beklemişlerdir.[19]

Akhenaton'un Hazırladığı Diğer Makaleler

Kaynaklar

[1] Y. Müh. Lütfi Elvan, “Akıllı Şehirler: Lüks Değil İhtiyaç”, İstanbul Teknik Üniversitesi, itü Vakfı Dergisi, Temmuz-Eylül 2017 Sayı: 77, s.6.
[2] “Mega Teknoloji Kenti Neom’a Hoşgeldiniz”, Bilgi Teknolojileri Platform Bülteni, Temmuz-Ağustos 2019, Sayı: 11, s.21-22.
[3] Arş. Gör. Meltem Yalçın Kayıkçı ve Arş. Gör. Ayşegül Kutluk Bozkurt, ” Dijital Çağda Z ve Alpha Kuşağı, Yapay Zeka Uygulamaları ve Turizme Yansımaları”, Sosyal Bilimler Metinleri, Yıl: 2018, Sayı: 01, s.58-59.
[4] Dr. Anıl Gacar, “Yapay Zekâ ve Yapay Zekânın Muhasebe Mesleğine Olan Etkileri: Türkiye’ye Yönelik Fırsat ve Tehditler”,  Balkan Sosyal Bilimler Dergisi 2019, Sayı: 8 (eurefe’ 19), s.391-392.
[5] “Dünyanın İlk Yapay Zeka Üniversitesi Birleşik Arap Emirlikleri’nde Açılıyor”, 17 Ekim 2019, https://haberglobal.com.tr/teknoloji/dunyanin-ilk-yapay-zeka-universitesi-birlesik-arap-emirlikleri-nde-aciliyor-10152
[6] Ege Bölgesi Sanayi Odası, Meclis Tutanağı, 25 Aralık 2017.
[7] Erkut Ziya Sivrikaya, “Sophia Kişi Midir?”, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, Cilt: 25, Sayı: 2, Aralık 2019, ISSN 2146-0590, s.254-256.
[8] İdris Kardaş, “Ülke Raporu: Suudi Arabistan”, İstinye Üniversitesi, EPAM (Ekonomi ve Politika Araştırmaları Merkezi), 22 Şubat 2018, s.6.
[9] İpek Sucu, "Yapay Zekanın Toplum Üzerindeki Etkisi ve Yapay Zeka (A.I.) Filmi Bağlamında Yapay Zekaya Bakış", Uluslararası Ders Kitapları ve Eğitim Materyalleri Dergisi, 16 Aralık 2019, s.208-209.
[10] https://tr.wikipedia.org/wiki/Neom
[11] Peyman Yüksel, “Finansa veya Doğal Kaynaklara Dayalı Büyüme Modeli Sona Eriyor”, Standard (Ekonomik ve Teknik Dergi), Mart 2018, Sayı:664, s.13.
[12] (E) Tuğg. Doç. Dr. Oktay Bingöl, “Suudi Arabistan’ın Neom Projesi: Rantiyeciliğin Dönüşümü, Dengeleme ve Orta Doğu’da Yeni Alt Bölgesel Güvenlik Kompleksi” (rapor), Merkez Strateji Enstitüsü, 1 Ocak 2018.
[13] Berat Oğuz Şenyerli, “2005-2018 Dönemi Suudi Arabistan Dış Politikası” (rapor), İstanbul Teknik Üniversitesi, s.16-17.
[14] Who is Nadhmi al-Nasri, the new CEO of Saudi Arabia’s NEOM?, alarabiya.net.
[15] “نيوم“.. تفاصيل أضخم مشروع سعودي ممتد بين 3 دول سكاي نيوز عربية , نشر في 24 أكتوبر 2017 ودخل في 24 أكتوبر 2017.
[16] “Submerged floating bridge wins ’Dream NEOM’ contest in KSA“. Arab News (İngilizce).
[17] İpek Sucu, a.g.e., s.212-213.
[18] Ahmet Keleş, “Apokaliptik Hadis Edebiyatı ve Problemleri”, İstem, (7-2006), s.37.
[19] Dr. Hasan Kafalı, “Yapay Zekâ, Toplum ve Dinin Geleceği”, Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, e-ISSN: 2587-1854 OMUIFD, June 2019, 46: 145-172, s.149-151.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
📊 19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 53164279 ziyaretçi (135255683 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)

gizli, gizli ilim, ilim, gizli ilimler