Islam Inancinin Mimariye Etkileri 3
 
Rüstem Paşa Kervansarayı
Rüstem Paşa Kervansarayı, Edirne.

İslam İnancının Mimariye Etkileri

Abdurrahman Yördem

3. Bölüm: Yapı Malzemesi ve Estetiğine Etkileri

Mimar Sinan’ın eserlerini inceleyen bir televizyon belgeselinde, insanların tamamını ilgilendiren yapıların kalıcı malzeme ile yapıldığı fikri beni bayağı düşündürmüştü. Bu, olsa olsa İslam inancının yapı malzemesinin kullanılmasına getirdiği felsefi bir anlayışın ürünüydü. Fani olan insanın kendine has özel binası da onunla yaşayacaktı. Belki çocukları ve torunları yararlanacaktı; fakat sonunda eskiyecek ve yenilenmesi gerekecekti. Yani mal da faniydi.

Sokullu Hamamı
Sokullu Hamamı, Edirne.

Ancak insanların tümünü ilgilendiren yapılar; kıyamete kadar kalmalıydı. Kıyamete kadar gelecek insanların hizmetine sunulacaktı ve bu yapılar verdikleri hizmet karşılığı yapan ve yaptıranlara sevap kazandıracaktı. Bu İslami anlayış, Peygamber Efendimiz (sav) zamanından itibaren olmuş ve bunun sonucu “Vakıf Medeniyeti” kurulmuştu.

Ali Paşa Çarşısı
Ali Paşa Çarşısı, Edirne.

Bu konuyu örneklemek için yaşadığım kent olan Edirne’de sizi gezdirmek istedim. Edirne, bildiğiniz gibi Osmanlı’ya İstanbul’dan önce başkentlik yapmış bir kentimiz. Her türlü eski yapı ile adeta açık hava müzesi bir kent. Kent merkezinde gezdiğimde Rüstem Paşa Kervansarayı’ndan çıkarak, bedesten, Ali Paşa Çarşısı, Sokullu Hamamı, Eski Camii ve Üç Şerefeli Cami, ilk gördüğüm yapılardı. Ama çevremde bu eserleri yaptıran ve eserlere ismini veren kişilere ait özel bir bina, köşk ya da konak gibi yapılara rastlamadım.

Selimiye Camii
Selimiye Camii, Edirne.

Selimiye Camii’ne doğru çıktım. Cami, çevresinde bulunan hamam, arasta çarşısı, caminin çevresinde eski medreseler hepsi ayaktaydı. Ancak ne camiyi yaptıran II. Selim’e ait bir saray ne de Mimar Sinan’a ait özel bir yapıya rastladım. Yeni İmaret Mahallesi’ne doğru yöneldim. II. Beyazıt Külliyesi’nde cami, imaret olarak kullanılmış bir yapı, o çağda Avrupalının akıl hastalarını yakmakta olduğu yıllarda Osmanlının yaptığı şifahane (akıl hastaları için) ve tıp medresesi yine bugüne kadar gelmiş.

II. Beyazıt Külliyesi
II. Beyazıt Külliyesi, Edirne.

Yine bu külliyeyi yaptıran ve yapanlara ait özel bir yapıya rastlayamazsınız. Hatta Sarayiçi’ne yöneldiğinizde Kanuni Sultan Süleyman’ın adalet işlerini gördüğü Adalet Kasrı da yine heybetiyle Tunca Nehri kıyısında duruyordu. Ancak daha önce nehir kıyısında bulunan saray ve yalıların yerlerinde yeller esiyordu.

Edirne’de bulunan bu örnekler, diğer şehirlerde de çokça sayılabilir. Ancak bu anlayış, yerini 18. yüzyılda ve özellikle günümüzde “tüketim toplumu” anlayışına bıraktı. Yapılan camilerde bile ticaret ön plana geçti. Artık Allah rızası gözetilmeyip rant ve gösteriş ön plana geçti.

Eski Camii
Eski Camii, Edirne.

Yapı estetiğine gösterilen felsefi anlayış, bugünün “Sanat sanat içindir.” anlayışının çok üstünde, yine insan merkezli, Allah’ın çevremizde insana bahşettiği güzelliklerin devamı şeklinde, tüm yapılarda sanatın tüm güzellikleri ile yaşatıldı.

Üç Şerefeli Cami
Üç Şerefeli Cami, Edirne.

Yine Edirne’de gezimize devam edelim. Selimiye Camii’nin içine girdiğimizde çevremize baktığımızda; ahşabın, mermerin, taşın ne kadar ince hassas çalışmasının yapıldığını hayret ve hayranlıkla seyredersiniz. Gözünüz; süslemelere, hat sanatının en güzel denemelerine, seramikten yansıyan renklere kayar. Kendinizi kaybedersiniz. Bu esnada ziyaretçilerin, yabancı turistlerin de aynı hayranlıkla çevrelerindeki bu güzellikleri seyrettiklerini de görürsünüz.

Bedesten
Bedesten Çarşısı, Edirne.

Peki 500 yıl önce bu yapılar ve tezyinat yapıldığında o günkü insanlar da bizim gibi işin seyrinde miydi? Tabii ki hayır! O zamanlarda yapılan bu tezyinat, o günün insanına sunulmuş, yaşadığı mekanları oluşturan bu güzellikler, onlar için olağan işler olarak görülürdü.

Abdurrahman Yördem,
Ağustos 2020.

«12345»






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
📊 19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 53389865 ziyaretçi (135907976 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)

gizli, gizli ilim, ilim, gizli ilimler