Islam Inancinin Mimariye Etkileri 5
 
istanbul, bahçe

İslam İnancının Mimariye Etkileri

Abdurrahman Yördem

5. Bölüm: Bahçe / Cennet

İslam şehrinin merkezi yapısının çevresinde oluşan meskun alanların kuruluşunda da yine dinimizin getirdiği değer anlayışını izleyebiliriz.

Doğduğum ev, İstanbul’da 3 katlı eski cumbalı ahşap bir evdi. Bu evin arkasında, evin oturduğu alanın üç katı büyüklüğünde bir bahçesi vardı. İncir, dut, diğer meyve ağaçları, selvi ve çınar. Bu ağaçlar, hemen hemen tüm komşu evlerin bahçelerinde bulunurdu.

Ağaçların bir kısmı o kadar yakındı ki incir ağacından dut ağacına daldan dala rahatça geçebilirdim. Tabii, böyle bir bahçe olur da kümes ve içinde kümes hayvanları olmaz mı? Bu mekan, çocukluğumun en güzel ve en unutulmaz hatırası idi.

Evde birçok aile yaşardı. Her odada bir aile… Hanımlar, perşembe günleri bahçedeki ocakta yaktıkları ateşin üzerindeki kazanda sıcak su ısıtır ve çamaşırlarını yıkarlardı. Yıkanan çamaşırlar, uzanan iplerin üzerinde kurutulurdu. Yaşlılar, ağaçların gölgesinde yere serilen kilimler üzerine oturur koşturan oynayan çocukları seyrederlerdi.

Yıllar sonra okuduğum bir mülakatta Mimar Turgut Cansever’in ifadeleri, bu hatıramın hayatımızda ne kadar önemli bir yer kapladığını fark ettirdi. 1950’li yıllarda Batı’yı kopyalayarak yapılan imar planları ile bahçelerin kaldırılıp bölgesel yeşil alanlar oluşturulması sonucunda hayatın bir parçası ve evin bir bölümü olan bahçe mekanının bitirilerek insanı zorla bir parkta pineklemeye iten anlayışı bu mülakatta çok iyi izah etmişti. Öyle ya, şehircilik uzmanı bir batılı, ülkemizi gezdikten sonra bahçe kültürümüzü kastederek;

“Yazık! Bizim aradığımızı, siz yok ediyorsunuz.”

dememiş miydi? Batı’da bahçe yoktu. Kır vardı. Planlarımıza büyük parklar işledik. Bunları da meskene döndürdük. Bunu bile beceremedik.

Bahçe kültürü, İslam ülkelerine nereden gelmişti? Yüce Kitabımız’da, ahiret cennetleri yanında dünyadaki bahçelere “cennet” deniliyordu. Yani bahçe / cennet, Yüce Kitabımız’dan, evlerimizin hemen yanına evin bir parçası olarak taşınmıştı.

Evin oturulduğu alandan daha büyük arka bahçeler ya da ortada iç avlu olarak evin bir bölümü… Kitabımız’da cennetlerden bahsedildiğinde gölgelikler, akan sular bize bildirilir. İşte İslam mimari anlayışı ile bu bahçeler; ağaçlar ile, kuyu, havuz ve çeşme ile, evin bahçeye uzantısı camekanlı hayat ile tamamlanırdı. Ayrıca insanlar ile yaşayacak kümes hayvanlarının barınacakları kümesler, kuşları davet edecek kuşluklar, bahçenin motifleri olarak yapılırdı.

Daha sonra; bozduğumuz bu bahçeleri günümüzde yaşatmak için binalarımızı bahçeli yapmaya çalıştık. Ama ne var ki; bahçe kültürünü ve onun oluşturduğu felsefeyi unuttuğumuzdan, dün İslam’ın getirdiği evi tamamlayan bahçeyi bugün binaların dışına yönelik çevresinde adeta süs bahçesi olarak oluşturduk. Bugün halen zamanımızın gösteriş ve tüketim toplumu anlayışının tezahürü halinde bahçelerimizi oluşturmaktayız.

Abdurrahman Yördem,
Ekim 2020.

«12345»






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
📊 19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 53243104 ziyaretçi (135487446 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)

gizli, gizli ilim, ilim, gizli ilimler