Kader
 
kader, destiny

Kader

Abdurrahman Yördem

1. Bölüm

Kader/Arş, ilahi yazılımın veri merkezidir diye belirtmiştim. Yani öncelikle “Ol” emri ile Kader/Arş yaratılmış, daha sonra da buradaki ilahi yazılım gereği öncelikle Arş Evreni ve içinde bulunanlar... Daha sonra da evrenimiz, yine bu ilahi yazılım gereği yaratılmıştı.

“HİÇBİR ŞEY YOKTUR Kİ, HAZİNELERİ BİZİM YANIMIZDA OLMASIN. AMA BİZ ONU ANCAK BELİRLİ BİR ÖLÇÜDE/BİR KADERLE İNDİRİRİZ.” (Hicr 21)

“Göklerin ve yerin mülk ve saltanatı yalnız O’nundur. Çocuk edinmemiştir O. Mülk ve saltanatında ortak yoktur O’na. HER ŞEYİ YARATMIŞ VE HER ŞEYE BİR ÖLÇÜ VE OLUŞ TARZI TAKDİR ETMİŞTİR.” (Furkan 2)

“Allah’ın kendisine farz kıldığı şeyde peygambere hiçbir vebal yoktur. Daha önce gelip geçmişlerde de Allah’ın yolu-yöntemi buydu. ALLAH’IN EMRİ, BELİRLENMİŞ BİR KADERDİR/ÖLÇÜDÜR.” (Ahzab 38)

Ayetlerde de bildirildiği gibi, yaratılanların tümü bir yazılıma göre yaratılır ve uygulanır.

Kader konusu, Peygamber Efendimiz (sav) den sonra hep tartışılmış, bu konuda çeşitli görüşler ortaya konmuştur. Özellikle kader konusu ile insan iradesi arasında çelişkiler gündeme getirilmiş, çözümler aranmıştır.

Kanımca, bu iki konuyu bir araya getirip tartışmak işi çıkmaza getirmiştir. Çünkü kader/ilahi yazılım, Arş Evreni boyutunun konusu; insan iradesi konusu ise evrenimizin konusudur. Bunları karşılaştırmak doğru bir sonuç getirmez. Biri yazılım konusudur, diğeri ise uygulama konusudur. Bunun sonucunda insan iradesinin uygulamasının ilahi yazılıma tesir ettiği kanısına varılmıştır. Konuyu tartışanlar, önlerine gelen önemli iki soruya cevap ararken genellikle böyle düşünmüşlerdir.

Birinci soru; masum insanlar niye açlıktan ölüyor? Ya da tabii afetlerden niye zarar görüyorlar? Allah bunları görmüyor mu, acımıyor mu? Halbuki Kuran ayetlerinde Rabbimiz bu konuları insanlara açıklıyor.

33. Ölü toprak kendileri için bir ayettir; biz onu dirilttik, ondan taneler çıkarttık, böylelikle ondan yemektedirler.
34. Biz, orada hurmalıklardan ve üzüm-bağlarından bahçeler kıldık ve içlerinde pınarlar fışkırttık:
35. Onun ürünlerinden ve kendi ellerinin yaptıklarından yemeleri için. Yine de şükretmiyorlar mı? (Yasin 33-35)

72. Bu hayvanları onların emrine verdik. Onların bazısını binek olarak kullanırlar, bazısını besin olarak yerler.
73. Bu hayvanlarda onlar için nice faydalar ve içilecek sütler vardır. Hâla şükretmezler mi? (Yasin 72-73)

Yukarıdaki ayetlerde ve daha bir çok ayette; Allah, insanların emrine bitkiler, meyvalıklar, ormanlar, karada ve denizde yenilebilecek hayvanlar v.d yarattığını bildirir. Dünyada yaşayan değil 8 milyar insan, daha da fazlası olsa; bu dünya, herkese yeter. Rabbimiz, tüm ihtiyaçlarımızı yerde, gökte, denizlerde ve yer altında bizlere sunmuştur. Ancak insanoğlunun ihtirası, dengeyi bozmuştur.

Birkaç örnek vereyim. Somali’de aç insanlar var. Ancak sahillerinde yetişen balıklar, dünyanın en lezzetli balıkları... Ancak bu balıklar, dünyanın her ülkesine gönderilir. Ancak bu insanlara ulaşmaz. Yine açlık olan bir ülkeye gönderilen yardımlar, idarecilerden aç insanlara ulaşmaz. Depremlerde yaşamıyor muyuz? Gelen yardımlar, bazıları tarafından çalınmıyor mu?
İnsanların imtihanı bu!

Şimdi önemli ikinci soru akla geliyor. Bu kötülükleri yapan insanlar diyorlar ki, “Kaderimiz kötü yazılmış, neden biz suçlu olalım?” İşte bu soru, kader konusunu tartışanları yanıltan bir soru. Ya da cevabı tam açıklanamayan bir soru...

Bu soruyu Kuran-ı Kerim ayetleri şöyle cevaplandırıyor:

“Kıyamet saatinin bilgisi, şüphesiz Allah’ın katındadır. Yağmuru yağdırır; rahimlerde olanı bilir. HİÇ KİMSE, YARIN NE KAZANACAĞINI BİLMEZ. HİÇ KİMSE DE, HANGİ YERDE ÖLECEĞİNİ BİLMEZ. Hiç şüphesiz Allah bilendir, haberdârdır.” (Lokman 34)

“Doğrusu bilmiyoruz; yeryüzünde olanlara bir kötülük mü istendi, yoksa Rableri kendileri için (doğruya iletici) bir hayır mı diledi?” (Cin 10)

Kader konusu, Arş Evreni’nin konusudur. Gayptır… Bilinmeyendir… Bir insanın yarınının ne olacağını kimse bilemez. Bu yüzden uygulama yeri olan dünyada bu konuda kesin konuşarak sonuç oluşturmak doğru değildir. Kaderinin kötü yazıldığını kimse bilemez. Kötülük yapabilir. Ancak iradesini iyiye kullanarak iyi bir insan da olabilir. O zaman kaderi kötü yazılmamış olur. Yani kendi verdiği karar yanlıştır. Kader konusunda yanılıyordur. Ama yanlışında inat eder, iradesini kötülüğe kullanır. O zaman kendisi kötülüğü seçmiş olur. Suçuna kaderi ortak etmeye hakkı yoktur.

Yani insan, iradesi ile kaderini değiştirmez. İradesini kullanarak bir seçim yapar. Çünkü kaderini bilemez. Seçtiği yol zaten kaderidir.

“Kötülük işleyip bunun ardından tevbe edenler ve iman edenler; hiç şüphesiz Rabbin, bundan (tevbeden) sonra elbette bağışlayandır, esirgeyendir.” (Araf 153)

Abdurrahman Yördem,
Kasım 2020.

1. Bölüm2. BölümAbdurrahman Yördem'in Diğer Makaleleri ❯






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
📊 19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 53629581 ziyaretçi (136563664 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)

gizli, gizli ilim, ilim, gizli ilimler