Yanlis Anlasilan Din 5
 

Yanlış Anlaşılan Din...

Hazırlayan: Akhenaton

5. Bölüm

“Müslümanın Akidesi” isimli kitabımı telif edip içinde Mehdi’den bahsetmeyince bana denildi ki:

— “Niçin Mehdi’yi kıyamet alâmetleri içinde saymadın?” Dedim ki:

— “Mehdi hakkında sarih bir hadis rivayet edilmemiştir. Sarih olarak rivayet edilen de sahih değildir. Sabit bir hükmü ifade etmeyen bir şeyi, küfür ve imanın arasını ayıran bir akide haline nasıl getirebilirim?

Sonra şöyle dedim:

— “Şimdiki problem beklenen Mehdi değil beklenmeyen Mehdi’dir. Zaman zaman aniden ortaya çıkıyor. Bu durum ancak deccalların sayısını artırıyor.”
Muhammed Gazali
Muhammed Gazali
Mehdi, halk arasında Hızır olarak bilinen kişilikler, uydurma ve esatiri kişiliklerdir. Yaşamamış, gelmemiş ve gelmeyecek kişilerdir. Kelime anlamı itibarıyla Mehdi ise doğru yolu gösteren herkestir. Örneğin siz, biz ya da bir başkası Allah’ın Kurân’ında belirttiği yolu gösteriyorsa yaptığı, iş doğru yolu göstericiliktir, yani Mehdiliktir. Bundan başka bir mehdi yoktur. Kurân böyle buyuruyor. El-Hadi yalnızca Allah’tır. O’nun hidayet ettiği bizlerin her biri de O’nun yolunu gösterenler olduğumuz sürece Mehdilik yapıyoruz, doğru yol göstericiliği yapıyoruz demektir. Mehdilik doğruyu göstermekse Allah doğru yolu gösteren kitap göndermiştir. Ama Müslümanlar kolaycılığa kaçmış biraz da işi üzerinde atarak kendi dışında birilerin işi yapmasını beklemişler. Bu sefer sakat bir inanç olarak mehdilik ortaya çıkmıştır. Mehdi, Mesih, Hızır gibi ölümsüzlüğe kavuştuğu ve gökyüzünden inip insanlara yardım edeceği ile ilgili rivayetlerin tümü İsrailiyattır. Bu konudaki rivayetlerin çoğu zayıftır itikatte amel edilmez, çünkü Kurân dışıdırlar.
Ercüment Özkan
Ercüment Özkan
İslam’a gelince, İslam’ın esas ve birincil kaynağı Kurân-ı Kerîm’de ne Deccal sözcüğü geçer, ne de Kurân-ı Kerîm’in herhangi bir ayetinde Deccal’e, Mehdi’ye ya da Mesih’e inanmaktan bahsedilir. Buna rağmen Müslümanların çoğunluğu bunlara inanır. Gerekçeleri ise bunlardan bahseden hadislerdir. Bu hadislerin sahih hadis olmalarına imkân yoktur. Bu hadisleri ilk rivayet edenlerin kimler olduklarına bakılırsa, çoğunun Zerdüştlükten İslam’a geçmiş olan İranlılar olduğu görülür. Bu konularda bilgi veren bu sözde hadislerin çok farklı bilgiler vermesi, zaman zaman birbirleriyle çelişik olmaları da onların uydurma olduğunu gösterir.
Prof. Dr. Mehmet Bayrakdar
Prof. Dr. Mehmet Bayrakdar
Mehdi inancı, Kurân’ın hiçbir ayetinde yoktur. Buhari ve Müslim’de de.
Prof. Dr. Mehmet Görmez
Prof. Dr. Mehmet Görmez
Mehdilik İslam dışıdır. Bu itibarla sahte mehdi diye bir kavram da yoktur. Mehdilik yoktur ki sahtesi olsun. Tarih boyunca kendisini kurtarıcı olarak ortaya atanlar genelde şizofrenik ve karizmatik kişilerdir. Kurtarıcılık inancının teşekkülünde mitoloji ve birbirleriyle etkileşime giren kültürlerin etkisi olmuştur.
Prof. Dr. Ahmet Yaşar Ocak
Prof. Dr. Ahmet Yaşar Ocak
İbn Haldun’un açıkça söylemediği; fakat ifadesinden kesin bir biçimde anlaşılan husus, mehdi ile alakalı hadislerin uydurma ve düzme olduğudur. İbn Haldun’a göre mehdi ile ilgili hadislerin hiçbiri Resulullah’ın zamanı ile alakalı değildir. Bu hadislerde Emevîler ve Abbasîler dönemindeki içtimâî, siyasî ve askerî faaliyetler tasvir edilmiş, sonra da bu çeşit hadisler Resulullah’ın dili ile tavsif edilmiştir. Siyah bayraklardan bahsedilmesi bunun en açık delilidir. Ayrıca ilk kelâm âlimlerinin tamamının, sonrakilerin ise tamamına yakın bir kısmının mehdilik diye bir meseleleri yoktur. Basit ve lüzumsuz meseleleri bile hararetle tartışan kelâmcıların, mehdilik konusu üzerinde durmamaları, bunun sıhhatına inanmadıkları içindir. Mehdiliğe inanan sadece bazı hadis âlimleridir. Şiîler ve Batınîler tarafından uydurulan mevzu rivayetleri eserlerine alan hadisçiler, sürekli olarak mehdilik akîdesini savunmuşlar ve sonraki dönemlerde geniş ölçüde mutasavvıflar, hatta kısmen kelâmcılar tarafından da desteklenmişlerdir. Kök ve kaynak itibariyle Batinî ve Şiî bir akîde olan mehdilik telakkisi bu sayede Sünnî muhit içinde yerleşmiştir. Başlangıçta Şiîlere ait siyasî ve avamî bir telakki olan mehdilik, birbirinden farklı şekillerde de olsa, zamanla Şiîlerle Sünnîlerin ortak inancı olmuştur.
Prof. Dr. Süleyman Uludağ
Prof. Dr. Süleyman Uludağ
Mamafih “Kıyamet Alametleri” anlayışının ortaya çıkışına zemin hazırlayan asıl unsurun, konuyla ilgili hadis rivayet malzemesi olduğunu unutmamak gerekir. Ancak bu rivayet malzemesinin konuyla ilgili kesin ve açık bir bilgi sunması söz konusu değildir. Kesin değildir, zira bu rivayetlerin büyük bir kısmı, başta Yahudilik ve Hıristiyanlık olmak üzere İslam öncesi din ve kültürlere ait unsurların hadis rivayeti hâline getirilmesinden ibarettir; hatta bu durum konuyla ilgili rivayetlerin önemli bir kısmında açıkça ve doğrudan ifade edilmektedir. Buna ilaveten bu alanda pek çok rivayetin çeşitli amaçlarla uydurulmuş olduğunu gösteren örneklere, “Mevzuật (Uydurma Hadisler)” literatüründe bolca rastlamak mümkündür. Hatırı sayılır bir kısmının ise kaynak ve isnad açısından ciddi problemleri bünyesinde barındırması söz konusudur. Bu rivayet malzemesi içerisinde kaynak ve isnad açısından ciddiye alınabilecek olanları ise, bir yandan âhâd kategorisinde yer almaları, dolayısıyla pek çok ulema nezdinde kesin değil zanni bilgi ifade etmesi itibarıyla, diğer yandan muhteva açısından Kurân’ın Kıyamet’in vaktinin asla bilinemeyeceğine dair israrlı vurgularına (7/el-A’râf, 187;33/el-Ahzâb, 63; 41/Fussilet 47) ters düştüğü için, kesin bilgi gerektiren böyle bir konuda delil olması mümkün değildir. Her şeyden önce bu rivayetler arasında birtakım giderilemez çelişkiler söz konusudur. Hatta Resulullah’ın Kıyamet’in ne zaman kopacağı sorusuna bu konuda hiçbir bilgisinin olmadığı şeklinde bir cevap verdiğine dair rivayetler bile vardır. Mehdi, Deccal ve Hz. İsa’nın gökten inişi gibi konulara dair son zamanlarda yapılan ilmî araştırmalar, hatta asırlar öncesinde İbn Haldûn gibi âlimlerin mesela Mehdi ile ilgili hadis rivayetlerinin güvenilmezliğini açıkça ifade etmiş olması, bu gibi hususların İslam’ın öğretisi ile ilgisi olmadığını görmemize yardımcı olmaktadır. Bu durumda “Kıyamet Alametleri” anlayışının, açık, kesin ve tartışılmaz bir iman esası olmadığı, bundan hareketle Kıyamet’in alametlerinden söz edilemeyeceği, zira Kıyamet’in Kurân-ı Kerîm’de -ve problemlerine işaret edilen rivayet malzemesinde anlatılan olayların teker teker belli bir sırayla ortaya çıkmasının ardından gerçekleşecek bir şey olmayıp, ansızın, hiç beklenmedik bir anda, hem de göz açıp kapayıncaya kadar, hatta ondan da kısa bir süre içerisinde gerçekleşecek bir olay olduğunu kabul etmek Kurân’a uygun bir yaklaşım olacaktır.
Prof. Dr. M. Hayri Kırbaşoğlu
Prof. Dr. M. Hayri Kırbaşoğlu
İnsanların çalışma ve bilgi sonucunda ürettikleri mucizeler dışında mucize yoktur. Düşmanları mucizevî yolla kovacak, fakirliği ortadan kaldıracak, refah ve aydınlığı ekecek herhangi bir mehdi yoktur. Mehdi bizim tembelliğimizin adıdır ya da sıkıntılar ve sorunların ağırlığı imkânlar ve mücadele vasıtalarla kıyaslanamayacak derecede büyük olduğunda, güçsüzlüğümüzden büyüyen yalancı bir umuttur.
Aliya İzzetbegoviç
Aliya İzzetbegoviç
Sefere açıktan itirazı olmayan; fakat yolda olmaları gerekirken bulunmayanları anlamak mümkün mü? Yürüyüşe katılmak için “kurtarıcı mehdi” arayışında olanlar, kendilerini beklemeye alanlar, ne zamana kadar bekleyecekler? Belki de beklemelerini meşrulaştırmak için bu yolda başvuruyorlar.. Sonuçta beklemeyi benimsemişselerse, mehdi gelse bile değişen ne olacak? Mehdi ne yapabilir, yürüme iradesi yok olanlara? İç rahatlacı, teselli verici bir bekleyiş.. Deccalizmin ifsat ve imha sürecinde, kurtarıcı arayışları.. Sorumlulukları mehdi’ye ihale etme ustalığı...
Ramazan Kayan
Ramazan Kayan

İnsanların Mehdi ve Mesih’in geleceğine inanması tarihte olduğu gibi günümüzde de FETÖ tipi Allah ile aldatan alçaklar doğurmuştur. Fetullah, bağlılarına kendisinin kurtarıcı Mehdi ve Mesih olduğuna inandırmış ve onlarda kurtarılmış Mehdi ve Mesih’in müridi olduklarına iman ederek ölümüne bağlanmışlardır.

Tarih boyunca Mehdi ve Mesih geleceğine inanan ve aklını çalıştırmayan nice topluluklar inandıkları sahte Mehdi ve Mesihlerin peşinde birçok karanlık olaya karışmış ve kendilerini mahvettikleri gibi içinde bulundukları toplumlara da travma yaşatmışlardır.

Râfizî düşünce, tarih boyunca içlerinden sürekli Mehdi çıkarmıştır. Râfizîler Mehdiyet mülahazasını çok canlı tutmakta, “On iki imamdan birisi hayatta iken gizlenmiş, âhir zamanda çıkacak” demektedirler. Hatta Kuzey Afrika’da kurulan ve daha sonra Mısır’a da hâkim olan Şiî Fatımî devletinin ilk hükümdarının Mehdî olduğu inancı bu devleti kuran ve sürdüren kimseler tarafından inanılan bir husustur. Karmatîler de aynı hususu istismar ederek senelerce fitne ve iftiraka sebep olmuşlardır.

İslam dünyasında en ateşli Mehdi beklentisi ise, tarih boyunca en çok ezilen Şiî-Alevî toplumlarda görülmüştür. Bu beklenti giderek, “Mehdî-i Muntazar” (Beklenen Mehdi) şeklinde imanın bir şartı haline getirilmiştir. Şiî inancında, ilk zamanlar, Mehdi olarak Hz. Ali’nin geri gelmesi beklenmiş ve Mehdi inancı Ali adı çevresinde oluşturulan bir mitolojiye dönüştürülmüştür.
Selim Çoraklı
Selim Çoraklı
Boşuna aldanmayın, İslâm'da mehdilik yoktur Kişiyi sadece kendisi kurtarabilir.
Prof. Dr. İsrafil Balcı
Prof. Dr. İsrafil Balcı
Gelmeyecek beklemeyin hiç boşa. Gelecek ne yapacak? İnsanlığı hidayete erdirecek. Peygamber yapamamış da o mu yapacak? Peygamberden daha başarılı olacak. Yusuf Suresi 103. ayet ne olacak o zaman; “Sen ne kadar uğraşsan da insanların çoğu iman etmeyecek”. Bir Mehdi’yi hesaba katamadı mı Allah? Hepimiz mehdiyiz hidayete erdirilmiş olma anlamında. İnsan insana hidayet edemez. Bundan sonra Mehdi yok. Kıyametin kopuşu var aniden, başka yok.
Prof. Dr. Mehmet Okuyan
Prof. Dr. Mehmet Okuyan
Mehdi arıyorsanız, akıldan ve ilimden başka mehdi yoktur.
Prof. Dr. İbrahim Maraş
Prof. Dr. İbrahim Maraş
’Mehdiyi şurada burada aramayın. Mehdi (hidayet rehberi) Kurân’dır ve başka mehdi beklemek Kurân’a ihanet, akla ziyandır
Prof. Dr. Nusret Çam
Prof. Dr. Nusret Çam
Mehdilik inancının temelinde Hz. İsa’nın çarmıha gerildikten sonra üçüncü gün göğe çıkması ve kıyamete yakın gelip tüm insanlığı toplaması yatmaktadır. İslam dünyasında mehdilik inancı temel kaynaklara dayalı değil, sonradan İslam dışı toplumlardan Müslüman toplumlara intikal etmiştir. Peygamberimizin hadislerinde mehdilik inancına temel teşkil eden bir ifade olmamakla birlikte, bu anlayışa destek olarak sunulan hadisler olmuştur. Peygamberimizin 12’nci torunu, 12 imamlardan Mehdi 4 yaşında kaybolmuştu. Şii toplumu bu nedenle mehdinin geleceğine inanmaktadır. Benzer inanış bazı sünni gruplarda da olmakla birlikte, gerçek sünni inançta yoktur.
Prof. Dr. Saim Yeprem
Prof. Dr. Saim Yeprem
Biz hâlâ dışındayız ilmin. Hepimiz mucizelere inanıyoruz. Bir adam çıkacak, bir Mesih, bir Mehdi, bir kahraman ve hep birden hızlanıp yirminci yüzyılı atlayacağız. Nereden? Kimimiz tarih öncesinden, kimimiz Ortaçağ’dan. Hayır! Yirminci yüzyıla değil tarih’e atlayacağız.
Cemil Meriç
Cemil Meriç
15 Temmuz’da yaşanan faciayı telin ediyor, şehitlere rahmet, gazilerimize hayırlı bir ömür diliyorum. Bir Müslüman ve bu ülkenin bir vatandaşı olarak benzer facialar yaşamamak için bunun dini arka planını sorgulamak zorundayız. Unutulmamalıdır ki bu tür hareketler birer mehdiyet hareketidir ve mehdilik inancı her yönüyle Kurân’a aykırıdır. Kurtarıcı beklentisi vahyin gönderiliş gayesine, Resulullah’ın risaletine, akla, iradeye, vicdana ve fıtrata aykırıdır. Bu durumda imanımızı, ibadetlerimizi, ahlakımızı ve âdâbımızı Kurân’a arz etmek zorundayız.
Prof. Dr. Mehmet Okuyan
Prof. Dr. Mehmet Okuyan
Mehdî inancının, daha çok Hz. Hüseyin’in Kerbelâ’da şehid edilmesinin ardından Kâ‘b el-Ahbâr’ın Yahudilik’ten İslâm dinine taşıdığı sanılan rivayetlerin etkisiyle ortaya çıktığını ve hilâfetin Ali b. Ebû Tâlib’in soyundan gelenlere ait bir hak olduğunu savunan gruplar arasında yayıldığını söylemek gerekir. Hüseyin’in şehid edilmesi üzerine Muhtâr es-Sekafî ve Keysân’ın öncülüğündeki Keysâniyye’ye bağlı bir grup, Ali b. Ebû Tâlib’in oğullarından Muhammed b. Hanefiyye’nin Müslümanların gerçek halifesi ve yegâne kurtarıcısı olduğunu iddia etmiş, vefatında Medine’deki Cennetülbakī Kabristanı’na defnedildiği halde onun ölmediğini ve Radvâ dağında yaşadığını, kıyametin kopmasından önce mehdî olarak geri gelip dünyada adaleti hâkim kılacağını ileri sürmüş, böylece mehdîlik ilk defa Keysâniyye tarafından I. (VII.) yüzyılın ikinci yarısında ortaya atılmış ve diğer Şiîler’e intikal ederek Müslümanlar arasında yayılmaya başlamıştır. Şiî fırkalarından Nâvûsiyye ise Ca‘fer es-Sâdık’ın vefatından sonra onun ölmediğine ve mehdî olarak bir gün zuhur edeceğine inanmıştır. Ortaya çıktığı erken devirde mehdî inancı sadece Şiî zümreleri arasında rağbet görmemiş, Emevîler de Süfyânî adını verdikleri kendi mehdîlerini icat etmişler ve buna dair hadis uydurmuşlardır. Muhtemelen ilk defa Hâlid b. Yezîd halkı Emevîler’in mehdîsi Süfyânî’ye inanmaya çağırmış ve bunu yaymaya çalışmıştır. Emevîler’den sonra iktidara gelen Abbâsîler’in yöneticileri de mehdînin kendilerinden çıkacağına dair hadis uydurup insanları buna inanmaya davet etmişlerdir. Abbâsîler bir taraftan kendi mehdîlerinin çıktığını söylerken diğer taraftan âhir zaman mehdîsinin gelecekte zuhur edeceğini de kabul etmişlerdir. Mehdî inancı Hâricîler arasında da görülmüş ve onlar Ali b. Mehdî’yi kendi mehdîleri ilân etmişlerdir.
Prof. Dr. Yusuf Şevki Yavuz
Prof. Dr. Yusuf Şevki Yavuz

1. Bölüm2. Bölüm3. Bölüm4. Bölüm5. BölümAkhenaton'un Hazırladığı Diğer Makaleler ❯





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: Akhebaton, 03.12.2021, 21:44 (UTC):
Görüşleriniz için çok teşekkür ederim Hikmet hocam, sizi burda görmek çok güzel...

Yorumu gönderen: Hikmet Çiftçi, 03.12.2021, 21:38 (UTC):

Mehdilik ve Mesihlik giydirilmiş maaş gibidir. Uydurulmuş hadisleri çıkarırsak ve sadece gerçek olan, temel olan Kur'an'ı esas alırsak doğruyu bulmuş oluruz.
Bilgilendirmeniz için teşekkürler.

Yorumu gönderen: Akhenaton, 02.12.2021, 10:05 (UTC):
Bir kişi bile okumuşsa, bu benim için karşılığını bulmuş bir emektir. Bakın, siz okumuşsunuz... Görüşleriniz için teşekkür ederim...

Yorumu gönderen: Anonim, 02.12.2021, 06:45 (UTC):
Bu bilgiler ancak bunu okuyanları (belki) aydınlatır.Okumayı sevmeyen bir toplum olmamız nedeniyle, büyük çoğunluğa ulaşmayacak bile.
Dolayısıyla ben söylemiştim, yazmıştım düşüncesinin pekte bir anlamı yoktur.(Tabiki hiç yapılmamasından iyidir.Yapılmalıdır,olmalıdır.)Konuşanlar ve yazanlar zaten bu düşünce (Mehdi ve/veya mesihin olmadığı) etrafında toplanmış-birleşmiş kişiler.Önemli olan bu düşünceye (Mehdi ve/veya mesihin olduğuna) inanan büyük çoğunluğa-insanlığa anlatabilmek-inandırabilmek.

Tüm bu bilgileri söyleyen ve yazanların ellerine,dillerine sağlık.



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
📊 19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 55313409 ziyaretçi (140848221 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)